Vücudun ihtiyacı olan gıdayı ona vermek demek olan beslenme herkes için önemlidir. Vücudun güçlü ve sağlıklı olabilmesi için düzgün beslenme ile egzersizin kombine edilmesi en akılcı yoldur.
Şayet halihazırda meme kanseri tanınız varsa veya geçmişte meme kanserinden dolayı tedavi gördü iseniz beslenme sizin için daha fazla öneme haizdir. Kanser oluşumunda genetik faktörler suçlanmakla beraber, tüm meme kanserlerinde genetik oran %10-25 arasında gözlenirken çevresel etkenler de göz ardı edilemez. Çevresel faktörler arasında iyonize radyasyon, çevre kirliliği vs klasik olarak sayılırken en önemlisi ise besin maddesi diye vücuda soktuklarımızdır kanımca.
Burada sağlıklı gıda tüketiminden, tedavi esnasında ve sonrasında ne ve nasıl gıda tüketmesi gerekliliğinden bahsedeceğiz.

Sağlıklı gıda tüketimi ne demek?
Sağlıklı gıda tüketimi, sağlığımızı idame ettirebilmek için amacıyla çeşitli besleyicilerin yenilmesi anlamını taşır. Burada dikkat edilmesi gereken alınması gereken gıdaların dengesi ve porsiyonudur. Her zaman dile getirdiğimiz oranlar burada da geçerlidir. Günlük alınması gereken kalorinin %50 si karbonhidratlardan, %30 u proteinlerden ve % 20 si de iyi yağlardan oluşmalıdır. Bu oranı korumayan diyetler vücuttaki dengeleri bozar. Ayrıca yine bir başka altın oran da şudur: Almamız gereken kalorinin % 50 sini sabah kahvaltısında, %30-35 ini öğlen yemeğinde ve %15-20 sini de akşam yemeğinde tüketirsek vücudumuzun saat gibi tıkır tıkır işlemesini sağlamış oluruz.

Tedavi Esnasında Gıda Tüketimi
Eğer cerrahi sonrası iyileşme dönemindeyseniz veya kemoterapi ve/veya radyoterapi alıyorsanız, kanser dokusunu ve hücrelerini vücuttan kovmaya odaklanmış demeksiniz. Bu durumda da sağlıklı gıdalar tüketerek vücudunuzun kansere karşı savaşında daha güçlü olmasını sağlarsınız. Bu durumda kemoterapinin etkisiyle bulantılar, gıda alımına isteksizlikler ve bazen de mide sıvısının kusulması gibi istenmeyen insanı nahoş eden durumlarla karşılaşabilirsiniz. Tüm bu hallerde alınması gereken kalori miktarı değişmemektedir. Siz gıdayı dışardan temin etmedikçe ve buna isteksiz olduğunuz durumlarda vücut kendi özvarlıkları olan proteinleri tüketmeye başlar. Bu dönem hastalığın en sıkıntılı olduğu dönemlerdendir. Bu nahoş olan dönemde alınması gereken gıdaları sık sık azar azar tüketmek, bulantıyı önleyici kuvvetli ilaçları kullanmak (ki onkolog doktorunuz bu ilaçları size zaten reçete edecektir) ve gıdaların daha kolay sindirimini temin etmek amacıyla blender gibi araçların kullanımı ile ağız sıvısının (tükrük) ve midenin yaptığı işi kolaylaştırmak gibi yöntemlere başvurulabilir.
Ülkemizde Onkoloji Kliniklerinin yoğunluğu sebebiyle beslenme konusu ne yazık ki göz ardı edilmektedir. Halbuki vücudun kendi öz varlıklarıyla kanser hücresi ile savaşması düzgün beslenme ile ancak mümkündür. Bağışıklık sisteminin güçlendirilerek desteklenmesi kansere karşı savaşta en önemli basamaktır. Çünkü vücudun bağışıklık sisteminin kanser hücresini tanıması ve ona karşı silah üretmesi son yıllarda en fazla istenen bireyselleştirilmiş tedavi basamağıdır. Bizim kemoterapi ya da radyoterapi ile yaptığımız ise oluşmuş kanser dokusunu küçülterek yok etmeye yöneliktir. Bu hücre ve dokunun yeniden oluşumunu engellemek ancak bağışıklık sistemini diri ve uyanık tutmakla mümkündür.

Tedavi Sonrasında Gıda Tüketimi:
Bu dönemde yeni bir hayata adım atmak, bahsettiğimiz dengeli beslenme kriterlerini uygulamak ve buna sporu eklemekle mümkündür. Eski alışkanlıklarımıza geri dönersek bizi meme kanserine götüren ortam ne ise ona tekrar dönersek kanserin nüksetmesi kaçınılmazdır. Bu dönemde insanın fabrika ayarlarına dönmesi gerekir. Beslenme açısından da her zaman doğal gıdalar tercih edilmeli, endüstriyel rafine edilmiş gıdalardan kaçınılmalıdır. Spor ise tercihen açık havada tempolu yürüme tarzında olup bisiklete binme deniz kıyısında yürüme gibi oksijeni bol ortamlarda bulunmakla da gerçekleştirilebilir. Öyle sofistike spor salonlarına ihtiyacınız yok. Ancak yaşadığınız ortam tempolu yürümeye uygun değilse o zaman yüksek tavanlı spor salonlarını tercih ediniz. Günlük 2 litre sıvıyı mutlaka tüketiniz. Hatta suyun içine yarım limonu ve yarım yeşil elmayı kabuğu ile beraber doğrarsanız sözkonusu bitkilerin anti-oksidan etkisinden de faydalanmış olursunuz.

Beslenme ve Meme Kanseri Riskinin Azaltılması:
Sağlıklı gıda tüketimi ile hücrelerimiz sağlıklı ortamda düzgün çalışırlar. Genetiği ile oynanmamış organik gıda ile beslenme durumunda sadece meme kanseri değil tüm kanser risklerinin azaldığı gösterilmiştir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki anti-oksidan maddelerin fazlaca alınması da her aşırı şeyde olduğu gibi vücuda fayda yerine zarar verebilir. Atalarımızın dediği “Azı Karar Çoğu Zarar” düsturu burada da geçerli.
İnsanlardaki beslenme alışkanlığı çocukluk çağlarında kazanılmaktadır. Çocukluk çağında “ne yapayım çocuk istiyor” gibi yaklaşımlarla çocuğu “fast food” kültürüne alıştırmak ebeveyn olarak çocuklara yapılan en büyük yanlıştır.
Sonuç olarak rafine gıdadan uzak durmak doğal işlenmemiş besinleri tüketmek burada altın değerindedir.

Diyete eklenen vitaminler, mineraller ve bitkisel ilaçlar:
Çoğu kadın değişik amaçlarla vitamin, mineral ve bitkisel ilaçları diyetine ekler. Bu grupta zikredilen ilaçların bir kısmı yasalarla kontrol altına alınmış önerilen ilaçlarken diğer kısmı ise kontrolsüz ve mevcut tedavi ile etkileşime girebilen istenmeyen yan etki oluşturabilecek özellikte olan ilaçlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada meme kanseri açısından unutulmaması gereken yegane bilgi, bu tarz hiçbir ilacın meme kanserini tedavi edemeyeceği ve yenemeyeceğidir.
Dünya Sağlık Örgütünün bildirdiğine göre sağlıklı bir kişide vitamin eksikliği oluşmaması için o kişinin her gün 3-4 öğün olacak şekilde taze sebze ve meyve tüketmesi gereklidir. Bunun endüstrileşmiş şehir hayatında pratik karşılığının mümkün olamaması nedeniyle biz sağlık profesyonelleri kaynağını bildiğimiz multivitaminleri (merdiven altı üretimlerden bahsetmiyorum) hastalarımıza günde 1 tane olacak şekilde almalarını öneririz. Bu sayede hastalığı daha kolay yenmek, vücudumuzu da güçlü kılmak mümkün olmaktadır.
Yine Curcumin Latince adı olan Zerdeçal ın kemoterapi alan kişilerde kemoterapinin yan etkilerini azaltıcı olduğu Amerika Birleşik Devletleri Houston Eyaletinde yerleşik meşhur MD Anderson Kanser Merkezi’nden yapılmış bir çalışmayla gösterildi. Zerdeçal kökünün sıcak suda 5 dk demlenmesi ile bu sıvının içilmesi, yine zerdeçal ın rendelenerek salataya veya çorbaya ekilmesi tarzında kullanım önerilen metotlardandır.

Sağlıklı Günler Dileklerimle

Write a comment:

*

Your email address will not be published.